Afşin altunelma mahallesinde cenaze sahiplerinin vermiş olduğu mevlid yemekleri kaldırılmıştır.

Kahramanmaraş Afşin ilçesi Altunelma mahallesinde mahalle halkının ve cami cemaatinin destekleriyle cenazeden sonra cenaze sahiplerinin vermiş olduğu yemek artık verilmeyecektir. Bu kararın diğer çevre mahalle, köy, kasaba ve büyük şehir ve ilçelerede aynı yönde karar alınarak bir emsal olması istenmektedir.

Uzun yıllardır bir gelenek haline gelen cenaze sahiplerinin vermiş olduğu cenaze mevlid yemekleri artık kaldırılmalıdır. Çünkü buraya harcanan para ile ihtiyaç sahiplerine veya camilerimize katkıda bulunabiliriz.

Vefatlardan sonra kurulan taziye çadırlarında yemek dağıtılması caiz değildir. Ölünün ailesinin yemek hazırlayıp gelenlere ikram etmesinin dinimizde yeri yoktur. İslam’ın böyle bir emri de yoktur.

İslam, böyle zamanlarda acılı aileye yük üstüne yük yüklemek yerine, onlara ikram etmeyi emreder, ellerinin, ayaklarının tutmaz bir durumda olduğu aileye yardımcı olmayı emreder.

İkramlar sadece sevinçli günlerde yapılır. Böyle üzüntülü zamanlarda yanlış bir davranıştır. Ölen kişinin komşularına ve uzakta da olsa akrabalarına düşen yemek tertip edip cenaze sahibine götürüp beraberce yemeleridir. İslam’dan önce ve İslam’dan çok sonraki yapılan bazı gelenekler zamanla sanki dinmiş gibi algılanmış..! Cenaze evinde yeme içme durumuna son verilmelidir. İslam, mantığın kabul etmediği hiçbir şeyi kabul etmez. 

Yemek, çay ve helva dağıtmak dinimizin emri değildir. Bu tür uygulamalar maddi durumu zayıf olan insanların mecburmuş gibi hissetmelerine de sebep olmaktadır. Yemek, çay ve helva ikramı için borç para alan aileler var. Kendi acısını mı düşünsün? Nasıl para bulup millete yemek yedirmeyi mi? Olan var, olmayan var? Cenaze evine bir defadan fazla gitmekte haramdır. Her gidişinde, ölüyü hatırlatıp yarayı tazeliyorsun! Cenaze evinde dünyevi meselelerden bahsetmekte mekruhtur. Günümüzde taziye çadırlarının siyaset meydanına dönüştüğüne şahit oluyoruz maalesef. 

İslâm’da olmayan, ölünün üçü, yedisi, kırkı, elli ikinci gecelerinde mevlit okunması İslam ile ilgisi olmayan bir merasim ve ibadet şekli ile icra edilmesi de haramdır. 

Mevlit, İslam’ın bir emri değildir. Mevlit okutma âdeti, Resûlüllah (asm)’ın zamanında olmadığı gibi, sahabelerin devrinde de görülmemiştir. Mevlit peygamber efendimizin vefatından yüzyıllar sonra İslam yazarları tarafından yazılmıştır. Peygamberin doğumunu müjdeleyen bir sevinç belirtisi olarak ortaya çıkmıştır. Mevlidin ölü ile ölü evi ile hiçbir alakası yoktur. Kürtlerde ve Türklerde olan mevlidi, herkes kendi dilinde yazmış.

Mevlit, halk arasında sanki büyük bir ibadet olarak kabul edilmekte, ölülerin ruhu için mevlitler okutularak, onların günahlarının bağışlanacağı zannedilmektedir. Bu yanlış inançtan istifade eden bazı mevlit okuyucular, bir piyasa oluşturarak, bunu ticarî bir çıkar aracı yapmışlardır. Bu tip bir kabul ve davranışın İslamî olmadığı hususu ile ilgili herhangi bir ihtilaf söz konusu değildir. Böyle bir olaya sebep olan herkes dinen sorumludur. Mevlidin vazgeçilmez bir âdet haline getirilişinin sakıncalarından biri de, netice olarak insan kelâmı bir şiir olan bu metinlerin, okunması ve dinlenilmesi ibadet olan Kur’an ile eşdeğerde görülmeğe ve değerlendirilmeğe başlanılması tehlikesidir.

Ölü yakınları mevlit okutarak ölüleri için her şeyi yaptıklarını sanma yanlışına da düşmektedirler. İslam, Cenaze sahibinin ailesine sünnet kılınan, definden sonra imkânlar ölçüsünde kolayına gelenden, bir miktar (nakdi veya ayni) fakirlere gizlice yardımda bulunmasını. Maddi gücü buna yetmiyorsa, Kuran-ı Kerim okuyup, iki rekât namaz kılıp sevabını ölen kişinin ruhuna hediye etmelidir.” Demektedir.

Yorumlarınız bizim için önemlidir